31 Aralık 2009 Perşembe

Yeni Yılınız Kutlu Olsun



2010 yılı 2009 yılından kat be kat güzel olsun. İçiniz huzur, mutluluk dolsun. Yeni yıl size para, aşk ve buna benzer bütün duyguları getirsin. Ama getirmezse de üzülmeyin, daha bunun 2011'i var, 2012'si var, 2013'ü var :)

30 Aralık 2009 Çarşamba

Sezonun Ardından

Yazamamıştık uzun zamandır. Hatta yazmak bir yana internetin başına bile oturamadık. Bizim yazamadığımız zaman içersinde ligler bitti, yükselme gruplarına gidenler ayrıldı biz kaldık klasman grubuna.

Güzel başlamadığımız ligte 11. haftadan itibaren güzel sonuçlar almaya başladık. Kaybettiğimiz puanlar en basit olarak nitelendirilen maçlar oldu. Güzel futbol oynadık, uyumlu bir takım oluşturmayı başardık ama yapamadık. 10. haftada kaybedilen Balıkesir maçından sonra çok değişti takımın görüntüsü. Hem hoca takımı tanıdı hem de çocuklar var güçleriyle mücadelelerini sürdürdüler. Nitekim pek değişen bir durum olmadı. O zaman kaçıncı sıradaysak o sırada tamamladık ligi, 5.ydik.

Bu takımın bu halini almasında aslan payı vardı Talha'nın, Uğur'un, Hüseyin'in, Deniz'in. Generalleriydiler takımın ve bütünlük içersindeydiler takımdaki askerle. Çok koşan mücadele eden saldırdıkça saldıran ve neredeyse her takıma gol atma başarısını göstermiş bir takımın generalleriydiler.
Talha'nın ince bilek haraketleri ve bitiriciliğinin yanında Deniz sağ kanattaki driplinkleri vardı.
Önlerinde Uğur'un bitiriciliği şahlanıyordu gol kralıydı, arkalarındaysa Hüseyin'in, Semih'în top kapma becerileri ve güven veren oyunlarıyla sahaya hükmediyordu ligin ilk yarısında Lüleburgazspor.
Geride profesyonellik abidesi Hakan ve genç yeteneklerimiz uyum içindeydi 10. haftadan sonra. Zaten o haftaya kadar tandemi kurmayı başaramamıştık.
Sağ bekte fırtınaydı Tandoğan sakatlanana kadar çok aradık sakatlandıktan sonra çok... Sol beki bir türlü oturtamadık bazen Serhan oynadı bazen Levent ama ikisi de iyi oynadılar hep, ellerinden geleni yaptılar.
Faydasızdı Engin ama şanslıydı bir o kadar, kafasına toplar çarptı sevindirdi bizleri.
Beylerbeyi maçında bizimle tartışan Burak bu sene taht kurdu gönlümüze, hakemlerin üzerine yürüdüğü maçlar oldu. Sevgi gösterilerimiz arttı her maç, kendine ve bize yakışan şekilde davrandı hep.
Beklediğim kadar iyi değildi Osman, ilk maçlarda çok beğenmiştim oysa... Ne olduysa ayakta duramaz hale geldi, bu yüzden hep eksik kaldı sol tarafım. Allah razı olsun hepsinden ama gitmek için daha erken !

Talha gidecekmiş, Uğur ve Deniz de... Alişan zaten Bucaspor'la anlaştı. Hüseyin'in takımdan ayrılacağı da söyleniyor. Nereye ?
Beraber heyecanlandık şimdiye kadar, beraber üzüldük. İstemeden de olsa yalnız da bıraktık sizleri ama gitmeyin, kalın. Daha göğüsleyeceğimiz şampiyonluk ipi var.

21 Aralık 2009 Pazartesi

Lüleburgazspor 0-1 İnegölspor

Lüleburgazspor seyircisiz oynana müsabakada İnegölspor'a 0-1 mağlup oldu. Maç yazısını buradan okuyabilirsiniz.

Kırklareli Süper Amatör ligi 11. Hafta




Ahmetbey Güvenspor  3-1   Vizespor

Babaeskispor   4-2  B.Mandıra Adaspor

Kırklarelispor   4-0 Lüleburgazspor (A)

Pınarhisarspor  2-2   Yıldırımspor

B.Karıştıranspor  1-2   Evrenspor





3. Lig 1. Grup Gol Krallığı

Futbolcu .................................Gol

Ali ÖZTÜRK
BALIKESİRSPOR........................12

Uğur KILLI
LÜLEBURGAZSPOR................. ..11

Ali KAFADAR
BANDIRMASPOR........................9

Cemre ATMACA
BALIKESİRSPOR.........................9

Talha MAYHOŞ
LÜLEBURGAZSPOR....................8

Alican TEZ
İNEGÖLSPOR..............................7

Serdar Aytek ÇÖLTEKİN
BURSA NİLÜFERSPOR A.Ş... ....7

Halil ÇELİK
BANDIRMASPOR.......................6

Ümit TEKE
GAZİOSMANPAŞA....................6

Üstün BİLGİ
OYAK RENAULTSPOR......... ....6


15 Aralık 2009 Salı

Kırklareli Süper Amatör ligi 10. Hafta



K.Eli Sanayispor  1 : 2   Pınarhisarspor


Yıldırımspor  1 : 1  Ahmetbey Güvenspor

Vizespor  2 : 3  B.Karıştıranspor  

Evrenspor  1 : 1  Babaeskispor  

B.Mandıra Adaspor  4 : 0  Lülebugrazspor (A)


  



14 Aralık 2009 Pazartesi

Topçu ile Futbolcuyu Ayırt Edebilmek Gerek

Her sezon sonunda söylenip dururuz "Bizim neden Avrupa liglerinde oynayan oyuncularımız fazla değil ?" diye. Neden bir Messi, Ronaldo bizim ülkemizden çıkmaz. Arjantinliler, Brezilyalılar, İtalyanlar, İspanyollar ve ya Afrikalılar, bu adamlarda doğuştan futbola yatkınlık söz konusu mudur ? Tabiki değildir. Futbolcularımız konusunda biraz objektif olmak durumundayız.
Nice yıldız adayları doğmuş bu topraklarda ama belli bir olgunluğa erişmeden silinip gitmiştir akıllardan. Tarık Daşgün'ler, Fenerbahçeli Aygün'ler, Galatasaray'lı Alper'ler ve daha niceleri. Yıldız olma potansiyelleri yüksek miydi ? Evet. Peki niye yıldız olmayı başaramadılar.

Aslında irdelenmesi gereken futbolcular değil, sistemdir. Futbolla yatıp futbolla kalkan bir milletiz. Futbolcu adaylarımız da böyleler. Türkiye'de 8-9 yaşını geçmiş herkes futbolcu olmak ister. Başlarındaki hocalar bilinçli olsalar Messi bizim ülkemizden çıkar, Ronaldo da çıkar İbrahimoviç de çıkar. Pek fazla araştırma yapmaya gerek yok bu konuda, yakın geçmişe hatta ve şu zamana baksak bile bir çok örnekle karşılaşmak mümkündür. Örneğin Sergen Yalçın;
Türkiye'de yetişmiş gelmiş geçmiş en büyük sol ayaktır kendisi ama açıklamalarında diyor ki ;
" B. Münih beni istedi, 2 gün araştırdılar almaktan vaz geçtiler ". Batuhan yetişmekte şimdide. Yeni bir Sergen Yalçın doğuyor besbelli. Yetenekse yetenek ama ukalık diz boyu.

Sormadan edemiyorum bu ülkede adam akıllı bir antrenör yok mu ? Milli takımların yaş gruplarında sürekli kupa kazanan çocuklar bir baltaya sap olamıyorlar. Olanlar ise süper ligte sıradan bir topçu oluyor. Topçu ile futbolcu kavramlarını ayırmak gerek tabiki.

Fenerbahçe gibi bir kulübün alt yapısından futbolcu yetişmiyor, olacak iş mi ? Galatasaray ise bir jenerasyon yakaladı Emre ve Okan'lar ile. Beşiktaş'ın alt yapısı Fenerbahçe'den farklı mı ? Peki transfere milyonlarca Eurolar yatıran kulüplerimizin alt yapısındaki sorunun nedeni ne ? Yine açılan kapılar sistemi gösteriyor.

Rijkaard Türkiye'ye geldikten kısa bir süre sonra çok doğru bir söz söyledi. " Türkiye'de her şeyden biraz var ama hiç birşey tam yok !" ... İçler acısı bir söz değil mi ? Ne yazıkki doğru. Türkiye'de futbolcular pişpişlenerek oynatılıyor. Çok yüksek meblağlara kalitesiz transferler yapılıyor. Alt yapıdan gelen oyunculara sırt çevriliyor. Alt yapıdan gelen de üzerine bir şey koymayı beceremiyor, olan Türk futboluna oluyor. Almanya'da bir Türk futbolcu 9 yaşında Leverkusen'den Chelsea'ye transfer edilmek isteniyor. Leverkusen de 4-5 yaşında transfer etmiş. Tuncay futbola 18 yaşında başlamış, aradaki fark bu işte.

Tesisleşme yok denecek kadar az. Alt yapısına önem veren bir kaç kulüp var ya da yok. Bursaspor son zamanlarda güzel bir jenerasyon yakaladı bir de Gençlerbirliği var bu işi yapabilen.
Peki yapması gereken kimler ? Bu liglerde şampiyonluk ipini göğüslemeyi becerenler, Türk futbolunun lokomotif takımları ne işe yararlar ?

Biz topçu yetiştirmeye devam edelim nasıl olsa futbolcu devşirenler çıkacaktır !

Lüleburgazspor 0-0 Alibeyköyspor

Güle oynaya kazanacağımızı düşündüğümüz maçta topun yuvarlak olduğuna şahit olduk bir kez daha. Bir maçın kağıt üzerinde ya da tahtada oynanmadığının, sahada iyi mücadele edenin kazandığının ispatı olan maç 0-0 bitti.

Klasman grubu için avantaj sağlamak üzere gittiğimiz Alibeyköy deplasmanından 1 puanla döndük. Önümüzde İnegölspor maçı var. Varımızı yoğumuzu sahaya koyup 3 puan almamız gereken bir mücadele olacak İnegöl maçı.

13 Aralık 2009 Pazar

3. Lig 1. Grup Gol Krallığı

Futbolcu .................................Gol

Ali ÖZTÜRK
BALIKESİRSPOR........................11

Uğur KILLI
LÜLEBURGAZSPOR................. ..11

Ali KAFADAR
BANDIRMASPOR........................9

Cemre ATMACA
BALIKESİRSPOR.........................9

Talha MAYHOŞ
LÜLEBURGAZSPOR....................8
Alican TEZ
İNEGÖLSPOR..............................7

Serdar Aytek ÇÖLTEKİN
BURSA NİLÜFERSPOR A.Ş...   ....7

Halil ÇELİK
BANDIRMASPOR.......................6

Ümit TEKE
GAZİOSMANPAŞA....................6

Üstün BİLGİ
OYAK RENAULTSPOR.........  ....6




Alibeyköyspor Önündeyiz !




Lüleburgazspor, Alibeyköyde Klasman Grubu şampiyonluğu için avantaj arayacak.

Saat : 13,30
Tarih : 13.12.2009
Yer : Alibeyköy Stadyumu

10 Aralık 2009 Perşembe

Kırklareli Süper Amatör ligi 9. hafta




Kırklarelispor  3 : 1  B.Mandıra Adaspor 


Lüleburgazspor(A)  0 : 1  Evrenspor  

Babaeskispor  1 : 0   Vizespor

B.Karıştıranspor  6 : 2  Yıldırımspor

Ahmetbey Güvenspor   2 : 2   Kırklareli Sanayispor





Sessiz Maçta 5 Gol Sesi



Seyircisiz maçta Lüleburgazspor, Küçükköyspor'u 5-0'lık skorla mağlup etmeyi başardı.
Lüleburgazspor'un golleri 7' 25' Emre Atalı, 20' Uğur Kıllı, 67' ve 84' Deniz' den geldi.

Not : Türkiye Futbol Federasyonu halen kadroları girmemiş, yazık..

Bir Devlet Penaltı Sayesinde Kuruldu




Akşam öyle televizyonda gezerken bir programa rastladım. ATV'de, Dünya Bir Oyun Sahnesi idi programın ismi ve Sunay Akın'dı konuk. Çalınan şarkılar çok güzeldi ve ben de kalmıştım televizyon başında. Şarkı bittikten sonra bir hikaye anlatacağını söyledi Sunay Akın. Bu hikayenin bu kadar güzel olacağını tahmin edememiştim...

Bir gün iki arkadaş bütün Dünya'yı gezmek üzere yola çıkarlar. Aylar sonra bu gençlerden biri annesine mektup yazar ve der ki ;

"Anneciğim,
Paramız bitti. Sanırım artık geri dönme vakti geldi. 1 hafta sonra evdeyim."

Bunun üzerine annesi oğlunun en sevdiği yemekleri yapar. Her şeyi hazırlar ve oğlunu beklemeye başlar. Aradan bir hafta geçmiştir ki oğlu yerine mektup gelir. Mektupta der ki ;

"Anneciğim,
Geri dönerken geçtiğimiz bir ülkede futbol turnuvası düzenliyorlardı. Arkadaşımla bir bir takım kurarak bu turnuvaya katıldık. Bütün rakiplerimizi yendik ve finale kaldık. Ben kaleciydim, arkadaşımsa forvet oynuyordu. Final maçını 1-0 önde götürüyorduk, son dakikalara gelmiştik ve rakibimiz penaltı kazandı. Penaltıyı kurtardım anne. Oğlunu bekleme."

İşte o penaltı bir devletin kurulmasını sağlamış. O devlet Küba'ymış ve kaleci de Ernesto Che Guevara. Eğer o turnuvayı kazanamasaymış ve geri dönseymiş şu an ne Che Guevara devrimcilerin lideri ne de Küba devrim simgesi olurmuş.

3 Aralık 2009 Perşembe

Galatasaray Grubunu Lider Tamamladı




Avrupa Liginde yer alan 2 Türk takımı da gruplarını lider tamamlamayı garantilediler. Galatasaray daha önce gruptan çıkmayı garantilemişti ama bu maçta da liderliği garantiledi.

Maçın ilk bölümünde iki takımda isteksizdi. Daha maçın başında bile maç bitse de gitsek havalarında oynadılar. Golü istemeden, orta sahada yürüyerek, top ayağına geldiğinde de kısa paslarla kendi etraflarında döndü futbolcular. Daha maçın başında cam adam Gökhan Zan sakatlandı ve takımını yalnız bıraktı. Bir bakıma daha yararlı oldu. Mehmet Topal defansta daha güvenilir bir futbolcu. Orta sahaya da Barış'ın girmesi biraz daha hızlandırdı Galatasaray'ı.




İlk yarıda Galatasaray'ın bir golünü geçersiz kıldı hakemler. Ofsayt'ın bu kadar katı kullanılmasına karşıyım. Adamın sırtına çarpan top ofsayta düşürebiliyor bir oyuncuyu. Yönü değişmese de defans oyuncularını yanıltmasa da. Böyle bir pozisyonda  Nonda'nın sırtına hafif temas eden top ofsayt değeri kazandı ve Mustafa Sarp'ın attığı gol sayılmadı. (iddaa kuponum yattı bu sayede).




2. yarı da daha istekli başlayan taraf Galatasaray'dı. Daha 2. yarının başında buldular golü. Mustafa Sarp'ın biraz şansı yaver gidince defansa çarpan top ağlarla buluştu. Ondan sonra sadece kontra atak denedi Galatasaray. Fenerbahçe'nin bir hastalığı vardı, gol atınca geriye yaslanmak. Galatasaray bunu yapmıyordu ama bu maç nedense geriye yaslanmayı tercih ettiler. Bunun sonucunda Panathinaikos daha baskılı göründü maçın sonlarında. Galatasaray topla çıkmak yerine ileri şişirmeyi tercih. Sonucunda golü yemeden maçı tamamlamayı başardılar. Galatasaray'ın liderliğini tebrik ediyorum.

Yunanistan'ın Sportime.gr gazetesi "Panathinaikos Atina'dan sonra İstanbul'da da Galatasaray'a yenildi. Bundan sonra yeterlilik arayacağız. Golü Sarp attı. Son dakikalarda Cisse ve Rukavina yakaladığı pozisyonların gole çeviremedi" dedi.

Lüleburgazspor'a 2 Maç Ceza, İçinizdeki Öküze Oha Deyin !

Bir futbolcu hayal edin. Deplasmanda attığı gol sonrası kendi seyircisine doğru değil de rakip taraftara doğru koşan, hareket çekebilen. Bir takım düşünün ki sevinç yumağını rakip takımın bağıran, destekleyen kitlesi önünde yapan. Bir taraftar topluluğu hayal edin ki bunlara göz yuman, fair play naraları atan. Ancak hayal edersiniz ya da hayal bile edemezsiniz. Bir federasyon düşünün ki futbolcuların taraftarlarla girdikleri polemiklere göz yuman ve taraftarları haksız çıkartan. Kulüplere ceza yağdıran, saha kapatmaya giden.

Hep bağırıp duruyorlar ya hani, seyirci değil müşteri olduğumuzu ima ediyorlar. Ama stadlardan el çektiriyorlar, seyircisiz maç cezaları veriyorlar. Hem de saha ile tribünler arasındaki kıvılcımı ateşleyen futbolcular iken.

Federasyon yine gösterdi yüzünü, güçlünün yanında olup güçsüzün yüzüne vurdu kapıyı helal olsun. Yapacak bir şey yok her zamankinden daha ateşli şekilde dışarıdan destekleyeceğiz takımı federasyona inat !

Avrupa Ligi H Grubu Lideri Fenerbahçe




Maçın sadece son kısımlarını izleyebildim o yüzden bütün maçı yorumlamanın doğru olacağını düşünmüyorum. Twente maçın son bölümlerinde atak görünürken geride çok fazla açık verdi. Buna bağlı olarak poziyon da verdiler, poziyon da yakaladılar. Son dakikalarda Alex'in kalecinin üzerine nişanladığı şut, N'kufo'nın direkten dönen şutu ve 0-1 biten maç. Sonuç olarak diyeceğimiz pek fazla bir şey yok sadece Fenerbahçenin liderliği garantiledi.




Hollanda basınında De Telgraph gazetesi'nin yorumuna göre ;
Twente, Fenerbahçe'ye talihsiz bir şekilde yenildi ve grupta 2. sırada yer aldı. Steve McClaren 'in takımının Steau maçına tek atımlık bir kurşun kaldı.

N'kufo nun etkisiz kaldığı maçta Ruiz defansın arasında yalnız kaldı. Fenerbahçe defansının yaptığı katı savunma Kosta Rikalı oyuncunun etkisini azalttı.

Kaleci Sander Boschker'in gününde olduğu maçta Alex'in kullandığı köşe vuruşunda Lugano topa dokundu ve topu ağlarla buluşturdu. Uzatmalarda  N'kufo nun şutu direkten döndü, dönen topu Stoch tamamladı ama yan hakem ofsayt bayrağını kaldırdı ve golü geçirsiz kıldı.

Maçtan sonra Steve McClaren;
"Futbolda kaybetmeninde olabileceğini söyleyen McClaren, iyi ve açık futbol oynadık. Maça kötü başladık, takımı umutlandıran kalecimiz Sander Boschker'in gösterdiği mükemmel performanstı. Ona teşekkür ediyoruz.

71. dakikada Lugano ön direğe giderken oyuncularımız uyku hali içindeydi. Ama puan almamız gerektiğini düşünüyorum. Yeterince şans yakaladık. Bu yenilgi kaybettiğimiz Sheriff maçından sonra daha az acı veriyor. Fenerbahçe'ye karşı bu oyunu sadece biz oynayabildik. Pazar günü NEC Nijmegen'e karşı galibiyet almak istiyoruz." dedi.





Fenerbahçe grubu lider tamamladı. İstanbuldaki Sheriff maçı Fenerbahçe adına formalite maçı olacak. Twente ise deplasmanda Steau ile kritik bir maça çıkacak ve kazanmak zorundalar.

2 Aralık 2009 Çarşamba

Yeşil Kırmızı Vol 2 : CS Sedan




Yeşil kırmızılı kulüp 1919 yılından bu yana Fransa liglerindeki mücadelesini sürdürüyor. Ardennes kentinde kurulmuş olması kulübe, kentin yapısındaki disiplin, dayanışma ve mücadeleci ruhun aktarılmasını sağlamıştır. Bu özelliklere bağlı olarak en parlak yıllarını yaşamıştır Sedan.

1950-1960 yıllarındaki parlak performansını uzun süre sürdüren takım iddialı takımlar arasında yer almıştır. 1990'ların sonunda düşüşe geçmeye başlayan CS Sedan şuan Ligue 2'de yer alıyor ve kötü gidişini devam ettiriyor. 16 maçta topladığı 18 puanla 16. sırada yer alıyor.




Kulübün tarihinde önemli yer edinmiş bir çok futbolcu bulunuyor. Pierre Bernard ve René Charrier (kaleci), José Broissard Daniel Carroll, Bernard Chiarelli, Max Fulgenzi Yves Herbet, Yves Mariot , Maryan Synakowski Pierre Michelin, Oliver Celestin, Luc Sonor Marius Walter, Michel Watteau ve Roger Lemerre kadrosuyla 15 yıl boyunca Fransa liginde başarılı olmuş fakat şampiyonluk ipini bir türlü göğüsleyememiştir.

Büyük bir kulüp kurmak amacıyla girişimlerde bulunularak kurulan CS Sedan kulübü zaman zaman Fransa Ligue 1'in önemli kulüplerinden birisi olmayı başarmıştır. Ama ülkenin majör takımları arasına bir türlü girememiştir. 1950 yılında Fransa kupasında çeyrek final oynayan Sedan zamanın en önemli takımlarından biri olan Reims'e yenilerek kupadan elenmiştir.



Maçlarını 23,189 koltuk kapasiteli Stade Louis Dugauguez stadyumunda oynuyorlar. Stadyum 2000 yılında inşa edilmiştir. Kulübün armasında domuz resmi var, pek bir şey bulamadım ama domuzlar diye mi aanılıyor acaba.


Galatasaray - Panathinaikos



Bu sezonun başında müthiş bir performansla lige başlayan Galatasaray bu performansının devamını getiremedi. Hücum hattında çok önemli yıldızları bulunan Galatasarayı durdurmak çok zor. Nitekim son haftalarda ligin başındaki kadar golcü değiller. Gruptan çıkmayı garantileyen Galatasaray, Panathinaikos ile liderlik mücadesi veriyor.

Panathinaikosta çok önemli yıldızlar bulunuyor ve bunların başını Cisse çekiyor. İlk maçta Yunanistandaki maçı Galatasaray kazanmıştı. Bu maçı da kazanırsa liderliğini garantilemiş olacak.





Panathinaikos teknik direktörü Henk Ten Cate UEFA'ya yaptığı açıklamada şunları söyledi;

Ben Hollanda felsefesini sahaya yansıtmaya çalışıyorum. Bir anda en yükseğe çıkmaya değil zirveye adım adım tırmanmak istiyorum. Benim her zaman saldıran ve hücuma hızlı çıkan bir oyuncu olduğumu söylerlerdi. Benim güzel futboldan kastım defansa gelen topu kaleden uzaklaştırmak değil orta sahayala birlikte hızlı hücuma çıkıp ileride puan kazanmak için mücade etmektir. Ben genç oyuncularla çalışmayı seviyorum. Burada bir çok şeyi beğendim ve gelmeye kara verdim.

FC Twente - Fenerbahçe





UEFA Avrupa ligi H grubu mücadelesinin açılış maçında Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadında karşılaştı 2 ekip. Türkiyedeki maçı Twente güzel oyunuyla 1-2 kazanmıştı. Ama ardından kaybettiği puanlarla grup liderliğini tekrar Fenerbahçeye kaptırdı.


Twente son haftalarda güzel oyunu ve aldığı galibiyetlerle göz doldururken Fenerbahçede sular biraz bulanık. Gaziantepspor maçıyla başlayan, Kayserispor beraberliği ve ardından 2 yenilgi ile kötü bir performans gösteriyor. Futbolcular göz doldurmuyor. O yüzden bu maçı zora sokacaklar gibi görünüyor.

Fenerbahçe kazandığı takdirde liderliğini garantileyecek ve Şampiyonlar Liginden gelen ekiplerle eşleşmeyecek. Beraberlik büyük ölçüde liderliği garantilerken kaybetmemiz halinde şansımızı son maça bırakıcaz.



Grubun bir diğer maçında Sheriff - Steaua Bucureşti arasında oynanacak.

1 Aralık 2009 Salı

Getirilmek İstenen Taraftar Profili Doğrultusunda Türk Futbolu

Tribünlerimizin Avrupa tribünlerine döndürülmeye çalışıldığı şu dönemde Avrupa futboluyla mücadele edecek gücü kulüplerimiz bulamıyorlar. Sahada izletilen futbolla istenilen seyirci profili arasında tezat oldukça fazla. Futbol Dünya üzerinde her yerde bir eğlence iken bizdeyse farklı bir pozisyonda. Hafta sonu eğlencensinden daha çok yaşam tarzı. Tuttuğumuz takımlar yaşamsal faaliyetler arasına girmiştir desek pek fazla abartmış olmayız. Çünkü bir insan tuttuğu takımla anlır ülkemizde.

Örneğin Fenerbahçenin yenildiği bir hafta sonrasında bir Fenerbahçeli dışarı çıktığında diğer takım taraftarları tarafından alay konusu olur. Galatasaraylılar ve Beşiktaşlılar ve ya herhangi bir takımı tutan kişinin yenilgi sonra alay konusu olması zor rastlanan bir durum olmaktan çıkmıştır. Çıkmıştır çıkmasına da şimdi de ingiliz tribün kültürü empoze edilmeye çalışılıyor. Yani deniyor ki;
Sahalarımızda meşale, küfür, pankart istemiyoruz. Biraz daha uğraşılıp kararlar alınırsa emin olun bu da gürültü olacaktır, stadlara bağırmak için gelenler içeriye sokulmayacaktır. Küfürü istememelerini herkes anlayışla karşılıyor, karşılamak zorunda çünkü gerçekten hoş bir şey değil. Ama stadlara meşale ve ya pankart sokmamak ne demek ?

Avrupa kupası maçı izlediğimizde spikerlerimiz ballandıra ballandıra anlatırlar meşale görüntülerini. Pankarlarla yapılan kareo organizasyonlarını takdire şayan bulurlar ve ardı ardına kurdukları övgü cümleleri kesilmez. Ama Türkiye stadlarında bir meşale yakılsın yer yerinden oynar. Oynatılır medya tarafından. Ertesi gün gazetelerde manşetten verilir. Adı konulmuştur bile " Futbol Teröristleri " ! Televizyonlar son dakika haberi olarak geçerler " Futbol teröristleri yine iş başında " ! Bazı stadlara pankart sokulamaz bile.

Çok istenen ingiliz kültürü yani bizden istenen nedir bir göz atalım. Stadlar tamamen dolu olacak, herkes koltuğunda oturup maçını izleyecek, her hangi bir yanıcı madde, kesici madde stadlara sokulmayacak. Herkes maçları büyük bir keyifle izleyecek ve evine dönecek. Maç içersinde birasını yudumlayarak keyfine varacak. mı ? Tabiki yudumlayamayacak o sadece ingilizlere. Kaba taslak bakarsak ingilizler maçlarını bu şekilde izliyorlar.
Peki bilet fiyatı ?
Örneğin bu gece Manchester United ile Tottenham maçı için bilet fiyatları şu şekilde;

Category 2: (£35.00)
Category 1: (£39.00)
Away Section: (£65.00)
Vip Gold: (£99.00)

Ayrıca İngilterede asgari ücretin saati £5.
Bir de bize bakalım Fenerbahçeyi ele alalım. En ucuz bilet fiyatı 44 TL ve 1 saatlik asgari ücret 2TL.

Manchester kentinde yaşayan bir Manchester United taraftarının maça gidebilmesi için 7 saat çalışması gerekirken, bir Fenerbahçe taraftarının 22 saat çalışması gerekmektedir. Bir Man UTD - Tottenham maçında alacağınız zevk ile bir Fenerbahçe - Kasımpaşa maçında alcağınız zevki siz kıyaslayın. Keza bira da içemeyeceksiniz. Pankartı ve meşaleyi onlarda sokmuyorlar zaten. Hadi ingiliz sistemine geçirsinler bizi.

Kültür arasında farkı görmezden gelerek sadece daha az hasarlı diye insanları uygun olmadıkları bir ortam içerisine sokmaya çalışan, halkımızın kafasına uygun olmayan fikirleri hiç bir şartı olgunlaştırmadan, liglerimizde oynanan futbolu belirli bir düzeye çekmeden, sadece siz istiyorsunuz diye empoze edemezsiniz. Bazı düzenlemeler olmalı evet, ama bu karşılıklı olmalıdır. Sadece bizim değil sizin de çalışmanız gerekmektedir ey Türkiye Futbol Federasyonu !